OCAĞIN TINISI

Sabır, Kararlılık ve Kooperatiflerde Örgütlenme Bugün 11 Kasım. On birinci ayın, on birinci günü. İnsanların bu tür günlere özel anlam vermeye çalıştığını görürüm. Bu günlerde nişan, düğün gibi törenler düzenlemek isterler. Belki de haklıdırlar! Bana göre her gün değerlidir, her gün bir başlangıçtır. Önemli olan kararlılık göstermektir. Hedef belirlemektir. Hedefe ulaşmak için plan yapmaktır. Planları kısa, orta ve uzun vadelere bölmektir. Hedeflere ulaşmak için bir araya gelmektir. Sonrasında da sabırla hedefe ulaşmak için bıkmadan usanmadan, dinlenmeden, yorulmadan hep birlikte çalışmaktır.      ***  Dün en büyük insan, devrimci, aydınlamacı, ülkemizin kurucusu, dünyadaki antiemperyalist mücadelenin ilkini başaran önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü sevgiyle, saygıyla ve minnetle andık. 23 Nisan 1923 tarihinde TBMM kurulduktan kısa bir süre sonra büyük insan Kooperatifler Yasası tasarısının, genel kurula gelmesine de önderlik yapmıştır. Ancak, savaş koşulları nedeniyle tasarısı, yasalaşamamıştır. Daha sonra kooperatifçilikle ilgili birçok yasa TBMM’de görüşülerek kanunlaşmıştır. Bunlardan en önemlisi 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Yasası ile 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Yasasıdır. Bu iki yasanın, dokunmadığı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yoktur. Daha sonra bu Yasalar, yürürlükten kaldırılmıştır. Büyük Atatürk’ten sonra kooperatiflerle ilgili çok sayıda Yasa yürürlüğe konulmuştur. Kooperatiflerin en önemi özelliliği, toplum kalkınmasının aracı olmalarıdır. Nitekim tarım satış ve tarım kredi kooperatifleri, 1980’li yıllara değin toplum kalkınmasının önemli ve doğru aracı olarak işlev görmüştür. 1980’li yılların başından itibaren Yasalarında değişiklik yapılarak toplum kalkınması aracı olmaktan çıkarılmışlardır. Yabancı sermaye ile ülkemizdeki işbirlikçilerinin üreticileri sömürmesi için her türlü kolaylık sağlanmıştır. Kooperatiflerin, toplum kalkınması aracı olma yerine ürünleri depolama görevini üstlenen kuruluşlara dönüşmesi istenmiştir. Üreticiler, özellikle son yirmi beş yılda belirgin biçimde vahşi kapitalizmin esiri durumundadır. 2025 yılında fındık üreticinin kazanmış olmasının önemi yoktur. 2000’li yılların başından itibaren Kemal Derviş düzenlemeleri ve uygulamaları, fındık başta olmak üzere tüm tarımsal ürünlerin üreticilerinin fakirleşmesine neden olmuştur. Sürekli biçimde tarımdan sanayiye ve ticarete kaynak aktarılmıştır. Tarımsal ürünlerin alım gücü, traktör başta olmak üzere akaryakıt, gübre, ilaç, araç ve gereç ile diğer tarımsal girdilerin karşısında erimiştir, erimektedir. Bu senenin alım gücü, gelecek yılda yoktur. Bütün bunlar, insanlarımızın kooperatifçilik bilincinin yetersizliğini gösterir. Bilincin olmaması da örgütlenme yetersizliğini doğurmaktadır. Örgütlenme ve kooperatifçilik bilgisi ve bilinci olmayınca başarısızlık kaçınılmazdır. Son yıllarda saman alevi gibi küçük küçük örgütlenmeler ortaya çıkarmaktadır. Duyarlı kişilerin eyleme geçmesiyle yola çıkılan bu küçük örgütlenmeler, birkaç kişinin yükü omuzlaması ile sürmektedir. Sonrasında birçok dışsal ve içsel nedenlerin yanında kişilerin yorulmasıyla, oluşan başarısızlığın hedefe varmaya engel olmasıyla hüsran kaçınılmazdır. Devamında ise kapanma süreci ortaya çıkmaktadır.  Bu tür başarısız girişimlerin, sürekli olamayan örgütlenmelerin mezarlığıdır, ülkemiz.      Ne olmalı, nasıl olmalı?      ***  İlk önce istenen ve gereken sermaye varlığı değildir. Birinci sırada insan vardır. Hem vatandaşlık bilincine, hem de kooperatifçilik bilincine sahip olunmalıdır. Bunun için, sıkı bir eğitim programına gereksinim vardır. Kooperatifçilik felsefesine sahip olmayan bireyin kooperatife girmesinin faydası olmayacaktır. Bu kişinin ortağı olduğu kooperatifin de başarılı ve uzun ömürlü olma olasılığı yoktur. Kooperatifçilik eğitiminin yanında kooperatif hukuku, ticaret hukuku, işletme, muhasebe, yönetim, örgütlenme, vergi, sigorta gibi disiplinlerle ilgili eğitim verilmelidir.  Bunların dışında uğraşılan işin konusuna göre gıda, sağlık, temizlik, üretim, paketleme gibi alanlarda da eğitim verilmelidir. Hedefler, planlar ve örgütlenme konusunda katılım sağlanmalıdır. Kurallar konulmalıdır. Kurallar, herkese eşit uygulanmalıdır. Kurulan yapı ve kuralların denetimi için sistem oluşturulmalıdır. Öncesinde veya sonrasında sabır ve kararlılık eğitimi verilmelidir. Bütün bunlardan sonra yapılabilirlik çalışmasıyla birlikte ihtiyaç duyulan sermaye belirlenmelidir. Sermayenin sağlanması için özgüce güvenilmelidir, tahsili bir takvime bağlanmalıdır. Yoksa kooperatif kurmak, kurulmuşları anmak, kurucuları anmak, kooperatifçilik günü kutlamak, iş değildir! Kuruluş günlerine anlam yüklemek iş değildir!