Sonbahar

.

Bir renkten fazlasıdır diyor ya şair mavi için; sonbahar da bir mevsimden fazlası benim için: O renkler yok mu ahh o renkler! Handiyse dile gelmiş renklerin göz kamaştıran resitali! Hüzün mevsimi olarak nam salsa da sonbahar, gözlerimize sunduğu enfes renk şölenlerinin ruhumuzda uçuşan rengarenk kelebeklere yol açtığının bilmem farkında mıdır? O sonbahar ki bir yandan yazın durmaksızın kendisini hatırlatmak için çırpınışlarına sahne olurken bir yandan da kapıda bekleyen kışın seslerini kulaklarımıza taşımakla meşguldür. Hüzün bir mevsime ancak sonbahar kadar yakışır ve sonbahar gibi bir mevsim ancak hüzne bu denli ev sahipliği yapabilir. Renklerin birer birer vedasına şahitlik eden sonbaharın, yüklerinden boşalan ağaçlarla tutuştuğu sessiz ve derin ağıtların yankılarına hangi hisli yürek kayıtsız kalabilir ki?  Sonbaharı aşka yakıştıran belki de onu sevdanın başkenti yapan birazcık da bu renkler yelpazesindeki cömertliğidir! Göz alabildiğince uzayıp giden bir renk kartelasını andıran sonbaharın, insan ruhuna fısıldadığı senfoninin kelimelerle ifadesi pek mümkün olamasa da hissettirdiği duygunun insanda tarifsiz bir huzura sebep olduğunu itiraf etmek de bir sakınca olmasa gerek. İşte kasımın son günlerindeyiz. Eylül çoktan gitmişti, ekimi de yolculayalı şunun şurasında çok olmadı. Ve sonbahar, tıka basa doldurduğu bavuluyla aramızdan ayrılmak üzere hem de bütün renkleriyle.  Şimdi günler daha kısa, geceler daha karanlık. Artık zaman daha yavaş ve yollar daha dolambaçlı. Renkler daha soluk ve ağaçlar daha öksüz. Ve sevenler daha bir ürkek ve daha bir kederli. Sonbahar bir veda mevsimi değil sadece bir hatırlama ve sımsıkı sarılma mevsimi de hatıralara. Bir tozlarından arındırma mevsimi anıları, bir albümünden çıkarma sararan fotoğrafları. Tekrar tekrar kulakların pasını silme mevsimi sonbahar, yeniden ve yeniden havalandırmak sandıklardaki gençlik heveslerini. Eteklerde biriken güneş renkli bir yığın yaprağa şükretmek mevsimi sonbahar. Onların çokluğuyla övünmek, gururlanmak sonbahar. Acısıyla tatlısıyla bütün hatıraların bizi, biz yaptığını idrak etmek, bizi tamamladığını bilmek sonbahar. Beyazlamış saçlar, buruşmuş eller, solmuş yüzler değil sadece sonbahar; biriktirilmiş dostluklar, yaşanmış sevinçler, atılmış adımlar, büyütülmüş fidanlar, meyveye durmuş ağaçlar… Hüzünlü bir şarkı kadar kıvrak bir ezgi aynı zamanda sonbahar. Fotoğraftan eksilenler kadar, büyük resme dahil olanlar aslında sonbahar. Altı çizili satırlar ne kadar sonbaharsa, defter yaprakları arasındaki kurutulmuş güller de bir o kadar sonbahar. Sevmek ne kadar sonbaharsa, vefa da bir o kadar sonbahar. Ve renkler, sonbaharın cümlelerini süsleyen kelimeler, melodiler, çiçekler, yapraklar…Ve sonbahar bağrında gizlediği nice sürprizlerle her dem taze her dem renkli her dem canlı. Sonbahar, renklerin şarkı söylediği mevsim. Sonbahar, şairlerin mevsimi. Sonbahar belki de sizin mevsiminiz, belki de bizim…