1347 yılında Marsilya limanına yanaşan La Rose Noire adlı geminin taşıdığı görünmez bir karanlık, Avrupa’nın kaderini değiştiren büyük felaketin ilk ateşini yakar. Orta Çağ’ın taş sokaklarında sessizce yayılan ölüm, yalnızca bedenleri değil, şehirlerin hafızasını da kül eder. Yüzyıllar sonra ise Cenevre’de düzenlenen uluslararası bir sağlık kongresinde genç gazeteci Mina Demir, sahneye çıkan gizemli bir akademisyenin sözleriyle tarihin gölgelerinde saklı kalmış kadim bir sırrın izine düşer.
Roman, iki zaman arasında kurduğu güçlü bağla salgınları sadece biyolojik değil, aynı zamanda ahlaki, kültürel ve ruhsal bir kırılma olarak yorumluyor. Gerçek ile kurgu arasındaki ince çizgide yürüyen eser, modern dünyanın sessizliklerinin Orta Çağ’ın çığlıklarıyla nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.
“Dört Hırsızlar Sirkesi”; atmosferik anlatımı, şiirsel dili, tarihsel ayrıntılara özenli yaklaşımı ve okuru her an tetikte tutan gizem örgüsüyle hem edebi hem de düşünsel bir macera sunuyor.
Kaynak: Bülten Haber Merkezi
Kültür & Sanat
Yayınlanma: 16 Kasım 2025 - 11:30
Caner Tek'ten, Zamanın Karanlık Dehlizlerinde Soluksuz Bir Yolculuk
Tarihsel kurgu romanlarıyla tanıdığımız Caner Tek, yeni romanı “Dört Hırsızlar Sirkesi” ile okurlarını yüzyılları aşan bir salgın, sır ve hafıza yolculuğuna davet ediyor.
Kültür & Sanat
16 Kasım 2025 - 11:30












