Esnaf ve sanatkâr, bir toplumun temel direklerinden biridir. Onlar sadece birer ticaret erbabı değil, aynı zamanda sosyal bağlarımızı güçlendiren, mahallenin dokusuna renk katan, ekonomiyi canlı tutan bireylerdir. Ancak esnafın sorunlarını anlayıp çözmekle yükümlü olan Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanlarının, bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi, hem esnafı hem de vatandaşı çaresiz bırakıyor.
Son dönemde artan ekonomik zorluklar, yüksek kira bedelleri, enerji maliyetleri ve azalan alım gücü nedeniyle esnaf, deyim yerindeyse ayakta kalma savaşı veriyor. Hâl böyleyken, esnafın sorunlarını dile getirmesi ve çözüm yolları araması gereken oda başkanlarının suskunluğu, hatta bazen duyarsızlığı büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor.
Bir oda başkanı ne için var? Elbette ki temsil ettiği kitlenin sesi olmak, onların sorunlarını üst mercilere iletmek, çözüm aramak ve gerektiğinde esnafın yanında durarak güç birliği yaratmak için. Ancak birçok başkan, bu sorumlulukları bir kenara bırakıp kendi koltuğunu koruma telaşına düşmüş durumda. Esnafın halinden anlamayan, onların dertleriyle dertlenmeyen bir başkan, esnafın değil yalnızca kendisinin başkanıdır.
Eğer esnaf desteklenmez, dertlerine çözüm üretilmezse bu durumun zararı sadece esnafa değil, doğrudan vatandaşa da dokunur. Çünkü esnaf, bir toplumun ekonomik can damarıdır. Esnafın kepenk kapatması demek, mahallelerdeki sıcaklığın, komşuluk bağlarının, alışverişteki samimiyetin kaybolması demektir. Bu da büyük market zincirlerinin ve soğuk, ruhsuz alışveriş alışkanlıklarının daha da yaygınlaşması anlamına gelir.
Vatandaş ne yapsın? Uğruna savaşılamayan, derdiyle hallenilmeyen bir esnafı desteklemekten başka çaresi kalmıyor. Ancak unutulmamalıdır ki vatandaşın desteği de bir yere kadar. Esnafın dayanacak gücü kalmadığında, vatandaş da kendini yalnız ve çaresiz hissedecektir.
Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanları, bu toplumun ruhunu temsil eden esnafı yalnız bırakmamalıdır. Koltuğun gücü, temsil ettiği kitlenin gücünden gelir. Eğer esnaf güçsüz düşerse, başkanların o koltuklarda oturmasının da bir anlamı kalmaz. Artık suskunluğu bir kenara bırakmanın ve esnafın yanında olmanın zamanı geldi de geçiyor.
Esnafı yaşat ki vatandaş da yaşasın!





